Kategori: ongünlük

  • ongünlük 8

    “Bu müziği dinlerken, Ahmet Uluçay’ın günlüğüne yazdığı bir cümleyi uyarlayarak söylersem, ‘edebiyat için bunca acıya değer mi?’ diye sormak istiyorum. Cevap almak önemli değil, çünkü cevap almak için sorulmuş bir soru değil bu.”  10-12-2023  Yazdıklarımıza derinlik katan şeyin okuma, anlama düzeyimiz dışında bir de zaman gerçekliğinin olduğunu düşünüyorum. Yine de yazar kendi yazdıklarının niteliğini az…

    doğu Kaşka |

    Devamını oku: ongünlük 8
  • ongünlük 7

    “Ağlayarak aldırdığım defterlere öğrendiğim üç harfi, defter bitene kadar karalıyordum. A-B-C. Dünyam bu ilk üç harfti.”  03-12-2023  Bir kedinin acı çekişini izleyen birinin, hiç görmediği bir ülkede ölen insanların acısına samimi duygularla yaklaşabileceğine inanmıyorum. Hiçbir bakış, hiçbir inanç, hiçbir ideoloji bu ikiyüzlülüğün altını dolduramaz.  04-12-2023  Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filmini izleyince aslında yıllar önce izlediğimi…

    doğu Kaşka |

    Devamını oku: ongünlük 7
  • ongünlük 6

    “Kanun acımasızdır. Katil ve kurban yaratır. Yine aynı Kanun hem katili hem de kurbanı aynı sofrada bir araya getirir.”  27-11-2023  Arnavut dağlarında yüzyıllardır süregelen Kanun ve töre, kendi ülkemizde yaşanan kan davalarından çokta uzak değildir. Abisinin katilini öldürüp intikamını alan Corg artık kendisi kurbandır. Herkesin bildiği, tahmin ettiği ve acımasızca beklediği ölümler silsilesidir bu. Kurban…

    doğu Kaşka |

    Devamını oku: ongünlük 6
  • ongünlük 5

    “Şiirden kaçamıyorum. Tek kalmak veya kalabalık olmak buna çözüm değil. Çünkü her iki durumunda farklı sesleri var ve hep kulağımda yankılanıyor.” 12-11-2023 Bir şeyin varlığını yok saymak (bir hakikat, bir halk…), onu gördükçe öfkelenmeye yol açtığı içindir ki saldırgan bir tutuma sahip olunur. Ancak var olan şeyin, varlığını kabullenmek ve onunla yaşamayı öğrenmek, kötü olarak…

    doğu Kaşka |

    Devamını oku: ongünlük 5
  • ongünlük 4

    “Hayata karşı kırgınlıklarımızı edebiyatla mı öğütüyoruz acaba?”  31-10-2023  15 Kasım 1910, saat 10 tarihli Kafka’nın günlüğünden: “Yorulmama izin vermeyeceğim. Yüzümü kesip doğrasa bile yazmakta olduğum öykünün içine sıçrayıp atlayacağım.”  Ancak yorulmamak elde mi? Yaşadığımız bu zaman içerisinde onca ağırlığın altında ezilen sırtımız ve ellerimiz, yine de bu öyküleri taşımak ve anlatmakla yükümlü.  1-11-2023  bir not: …

    doğu Kaşka |

    Devamını oku: ongünlük 4

Yorum bırakın

Blog hakkında

bilmediğim bir şeyler var. biliyorum, koparırsam yeşilliği, ölecek. / sohrab sepehri