ongünlük 4

doğu Kaşka |

Hayata karşı kırgınlıklarımızı edebiyatla mı öğütüyoruz acaba? 

31-10-2023 

15 Kasım 1910, saat 10 tarihli Kafka’nın günlüğünden:

“Yorulmama izin vermeyeceğim. Yüzümü kesip doğrasa bile yazmakta olduğum öykünün içine sıçrayıp atlayacağım.” 

Ancak yorulmamak elde mi? Yaşadığımız bu zaman içerisinde onca ağırlığın altında ezilen sırtımız ve ellerimiz, yine de bu öyküleri taşımak ve anlatmakla yükümlü. 

1-11-2023 

bir not: 

Değişmeyecek dertler için, değişmeyen mücadelelerde biten ömürlerin üzerine basa basa yürüyenlerin tutturduğu sloganlarla ve bu dertlerin suçlusu olanların kötü kalpleriyle kıyamete gideceğiz. 

*** 

Şiir umut mudur? Kimi zaman şiirin umutsuzluktan doğduğunu düşünürüm. Umutsuzluktan doğması, umutsuzluktan can bulması, şiirin umut yaratmadığı anlamına gelmiyor. Şair kendinde var olmayanı, şiiriyle inşa etmeye çalıştığı için şiirin doğduğu yer, doğurduğu şeye tezattır.  

3-11-2023 

Kanafani’nin Hüzünlü Portakallar Yurdu kitabını okudum. Bu kitaptaki öyküleri, Güneşteki Adamlar romanına göre daha zayıf. Filistin mücadelesini ve İsrail işgalini anlatan bu öyküler, Filistini anlatma ve duyurma açısından önemli olsa da, edebi açıdan o kadar iyi değil. Bende Güneşteki Adamlar romanının yarattığı etkiyi yaratmadı.  

4-11-2023 

Hayata karşı kırgınlıklarımızı edebiyatla mı öğütüyoruz acaba?  

5-11-2023 

İsrail ambulansları, hastaneleri, okulları bombalamaya devam ediyor onlarca çocuk, kadın ölüyor ve tüm dünyanın tek yaptığı ısrarla İsrail’in yaptıklarına meşru bir zemin yaratmak. İsrail bu konuda o kadar kendinden emin bir tavır sergiliyor ki, bu katliamlar karşısında tek cümle ile açıklamalar yapmakla yetinebiliyor. “Ambulansları Hamas kullanıyordu, hastanelerde Hamas tedavi ediliyordu,” vs. Bu yüzlerce çocuğun katledilmesi için yeterli bir sebep onlar için. Bunun gerçek olmadığını herkes biliyor ancak çıkarları bilmiyor gibi davranmayı gerektiriyor. 

Bu soykırımı izlemeye mahkûm edilmek çok acı. Bu soykırımın canlı canlı yayınlanması ise katliamın bir seyircisi olmasından öte geliyor. Eski Roma’da insanları aslanlara parçalatırken izleten ve bunu zevkle izleyen insanların uygar hali. Katliamı ekran başında izleyen bu insanlar, kitle imha silahı olan TV’lerle uyuşturuluyor ve fanatik bir tavırla TV karşısında sloganlar atıyor. 

*** 

Bir kitap almak sizi ne kadar İsrail savunucusu yaparsa, puşi takmak o kadar Filistin destekçisi yapar. 

7-11-2023 

Bir savaşı günlüğünde yazmanın kime ne faydası olabilir? Hangi savaşı bitirebilir? Unutulmasın diye yazıyorum demekte kolaya kaçmak oluyor böyle bir zamanda. Çünkü unutulup unutulmamasının artık hiçbir önemi yok.  

8-11-2023 

Her Şey Her Yerde Aynı Anda hiçbir yerde olamamanın ve her şeye yetişmek isterken, hiçbir şeye yetişememenin filmi. Film çok hızlı akarken, değişen türlü sahnelere yetişmeye çalışmakta zorlaşıyor. Çoklu bir evren kurulurken, insan ilişkilerine dair sorunların ele alınışı çok güçlü. Parçalara bölünen sahneler, karakterler aynı zamanda insanın kendi içinde parçalanmalarını da gösteriyor bize. Anlayamadığımız, anlamakta zorlandığımız sahneler bizi içine çekerken aynı zamanda filmin yetişmekte zorlanabileceğimiz hızlı akışı içerisinde anlam kazanıyor. Absürt görebileceğimiz her bir sahne aslında bu parçalanmış çoklu evrende bir anlama sahip ve asıl anlamda buradaki absürtlüklerde yatıyor. Sadece bir şeye odaklanabilmenin ve başarabilmenin çok zorlaştığı günümüzde, dikkatimizin sürekli başka şeylere kayması ve yaşam kaygısı içerisinde, her yerde aynı anda olmaya çalışırken, aslında hiçbir yerde olamadığımızın hikâyesini bir filmin çok hızlı değişen sahnelerinden okuyoruz. Ana karakter Everlyn’in çoklu evrene geçerken ve kendisinin yaşayabileceği başka alternatif hayatları izlerken cam gibi çatlayan zihni bu bölünmenin en iyi yansıması. Bu karmaşık gibi görünen film aslında çok basit bir hikâye üzerinden kurgulanmış. Bu basitliği güçlü bir filme çevirebilmek çok önemli ve dikkate değer. Bize belki de fazla gelebilecek bu sahneler asıl bu fazlalıklara odaklanmış durumda. Bunca koşuşturmaya nasıl dayanabiliyoruz? Bu dağınık film belki de bunun sorusunu soruyor bize. Bir cevap bulabilmek nasıl baktığımıza kalıyor sadece. 

09-11-2023 

Anladığım, bunca okunması gereken kitap karşısında gittikçe küçülmenin ve daralan zamanın sınırlarına takılmamak için yarım bırakılan kitapların, daralan zamanın sınırlarına takıldığını düşünerek, devam etmek gerekiyor bazen. 

Yorum bırakın

bilmediğim bir şeyler var. biliyorum, koparırsam yeşilliği, ölecek. / sohrab sepehri